Diyabet (Şeker Hastalığı) Nedir?

diyabet

Diyabet (Şeker Hastalığı) Nedir?

Şeker hastalığı olarak da bilinen diyabet; pankreasta insülin üreten beta hücrelerinin sayısında azalma olması ile birlikte glikozun kanda kalması ve buna bağlı olarak kan şekerinin yükselmesine neden olan bir hastalıktır.

Diyabetin Nedenleri Nelerdir?

Genetik faktörler, aşırı kilo, hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme ile birlikte gizli şeker ve insülin direnci gibi hastalıklar ortaya çıkar. Yaşam tarzında değişiklik yapmayan kişilerde gizli şeker ve insulin direnci şeker hastalığına dönüşür. Yani şeker hastalığı sadece genetik faktörlerden dolayı oluşmaz.

Diabetes mellitus yani şeker hastalığı oldukça yaygın bir sorundur. Şeker hastalarının hayatı tehdit eden komplikasyonlar yaşamamaları için kontrollerini düzenli olarak yaptırması ve doktorunun tavsiyelerine uyması gerekir.

Bir Kişinin Şeker Hastası Olduğunu Nasıl Anlarız, Diyabetin Belirtileri Nelerdir?

Unutmaz Tıp Merkezi Dahiliye Uzmanı Nevzat Unutmaz, genellikle diyabet hastalarının aynı şikayetler ile bir uzmana başvurduğunu söylüyor. “Diabetes Mellitus yani şeker hastalığının yaygın olarak görülen 2 farklı türü vardır. Bu türler yüksek kan şekeri ile karakterize edilir. Eğer hasta sık idrara çıkma, aşırı susama, bulanık görme veya açıklanamayan kilo kaybı şikayetleri ile bize başvurduysa tip 1 diyabet veya tip 2 diyabet olma olasılığından şüpheleniriz.” diyen Unutmaz, diyabet belirtisi yaşayan herkesin mutlaka teşhis için gerekli tahlilleri yaptırması gerektiğini de vurguladı.

İnsülin ve Diabetes Mellitus Türleri

Üç diabetes mellitus türü insülin ve glikoz seviyelerinde değişimleri neden olur. Glikoz kompleks karbonhidrattır ve vücudun ana enerji kaynağıdır. İnsülin ise ince bağırsağın yanında yer alan pankreas adı verilen küçük organ tarafından üretilir. İnsülin vücudun glikoz depolamasına ve kullanmasına yardımcı olur.

Vücutta yeterli miktarda insülin olmadığında (tip 1 diyabet) veya vücut insüline olması gerektiği gibi tepki vermediğinde (tip 2 diyabet ve hamilelik şekeri) kandaki glikoz seviyeleri yükselir.

Tip 1 Diyabet Nedir?

Tip 1 diyabet; vücutta yeterli miktarda insülin üretilmediğinde ortaya çıkan insülin bağımlı şeker hastalığıdır. Yemek yediğiniz zaman besinler sindirilir ve glikoz adı verilen basit şekere parçalanır. Glikoz, düşünmek de dahil olmak üzere tüm vücut fonksiyonları için gereklidir. Diyabet tipiniz 1 olduğu zaman pankreas, beta hücrelerin glikozu enerjiye dönüştürmesini sağlayan insülin hormonunu üretmeyi bırakır.  Yani pankreas yiyeceklerdeki glikozu kullanarak enerji üretmek yerine glikozu kan dolaşımı içinde tutar. Bu durum da birçok sıkıntıya yol açar.

Ülkemizde yaklaşık 11 milyon diyabetli hasta var ve bu sayı her geçen yıl daha da artmaktadır. Tip 1 herkeste çıkabilecek olsa da bu diyabet türü en çok çocuklarda ve ergenlerde teşhis edilir.Teşhis öncesinde çocuklarda yatak ıslatma, uyku eğilimi, öğrenme ve büyüme güçlüğü görülebilir. Kan şekerinin aşırı arttığı durumlarda da nöbet ve bilinç kaybı yaşanabilir.

Bu tip kronik hastalıkları güvence altına alan “Sağlığınız Bizde Tamamlayıcı Sağlık Sigortası” yaptırarak; yatarak tedavilerinizi ve ayakta tedavilerinizi güvence altına alabilirsiniz. Böylelikle hastalığınızın maddi sorumluluğunu üzerinizden atabilir, stresten uzak kalarak sağlığınıza daha özen gösterebilirsiniz.

Tip 1 Diyabeti Nedenleri

Tip 1 diyabetin nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte kalıtsal olabileceği düşünülmektedir. Aynı zamanda otoimmün hastalık olduğuna dair kanıtlar da vardır. Yani tip 1 diyabetin, bağışıklık sisteminin pankreasta insülin üreten hücrelere savaş açmasından kaynaklı oluştuğu da bilinmektedir. Yüksek şeker içeren besinler tüketmekten kaynaklanmadığı kesin olarak bilinmektedir.  Tip 1 diyabete neden olan 3 olası durum vardır:

  • Genler: Birinci derece yakın akrabalarında diyabet tipi 1 olan kişilerde bu hastalığına oluşma riski vardır.
  • Virüsler: Bazı virüslerin, ara ve yok et görevine benzer şekilde pankreastaki insülin üretimini durdurmayı tetiklediğine dair kanıtlar bulunmuştur.
  • Ortam: Bazı uzmanlar, genetik faktörlerle birlikte çevresel etkilerin tip 1 diyabet riskini arttırabileceğini düşünmektedir.

Tip 1 Diyabet Belirtileri Nelerdir?

Glikoz vücut hücrelerine karışamadığında kan dolaşımında kalır ve vücudu krize sokar. Tip 1 diyabetin en yaygın belirtileri;

  • Aşırı halsizlik
  • Sık idrara çıkma ihtiyacı
  • Sıvı almaya rağmen sürekli susuz hissetme
  • Açlık hissi
  • Açıklanamayan kilo kaybı
  • Bulanık görme
  • Ağız kuruluğu

Çocuklarda Tip 1 Diyabet Belirtileri Nelerdir?

Genellikle çocukları ve gençleri etkilediği için juvenil diyabet olarak da adlandırılır. Çocuklardaki belirtiler şu şekildedir:

  • Sürekli yatağı ıslatma
  • Kilo kaybı
  • Aşırı açlık
  • Sürekli susama
  • Halsizlik veya ruh hali değişimleri

Vücudun glikoz açlığı çektiğini bu semptomlarla anlamak daha kolaydır. Açlık, kilo kaybı ve halsizlik, vücudun enerji için glikozu kullanamadığını gösteren belirtilerdir. Vücut fazla glikozu mesaneye atarak kurtulmak istediği için sık idrara çıkma ve susuzluk ortaya çıkar.

Çocuklarda tip 1 diyabet teşhis ve tedavisi için diyetisyen, beslenme uzmanı veya pediatrik endokrinoloji ile beraber hareket edilmeli, diyabet öğün planı oluşturulmalıdır. Zaman içerisinde çocuğunuzun kan şekerini neyin etkilediğini görecek ve kaçınmanız gereken besinleri daha iyi anlayacaksınız.

Tip 1 Diyabet Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Tip 1 diyabet tedavisi ile amaç, insülin hormonu üretiminin tamamen durmasını engellemek ve insülin hormonu üretimini mümkün olduğu kadar uzatmaktır. Buna bağlı olarak insülin enjeksiyonu kullanmak zorunludur. Ayrıca diyabet tipi 1 olan hastaların tedavisi için şeker ölçüm cihazı hastaların hayatlarının bir parçası haline gelmelidir.

İnsülin enjeksiyonu hayat kurtarıcıdır ancak yaşam tarzı da değiştirilmelidir. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz diyabetli hastanın yaşam stili haline gelmelidir. Diyabet tip 1 olan hastalar, tedavi planı için beslenme ve endokrinoloji uzmanı ile birlikte hareket etmelidir.

Mevcut durumda diyabetin tedavisi yoktur. Tip 1 diyabet için tedaviye en yakın yöntem pankreas naklidir. Ancak bu riskli bir ameliyattır. Nakil olmak isteyenler, vücutlarının nakledilen yeni organı reddetmesini önlemek için hayatları boyunca bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanması gerekir. Bu risklerin yanı sıra talebi karşılayan donör sayısı yetersizdir.

Daha güvenli ve erişilebilir bir tedavi bulunana kadar diyabetle başa çıkmanın yöntemlerine dikkat edilmelidir. Klinik çalışmalar iyi yönetilen diyabetin birçok sağlık sorununu geciktirdiğini veya engellediğini göstermektedir.

Yaşam standardını yükseltmek için şeker hastalarının yapması gerekenler:

  • İdeal beslenme programı ile kilo kontrolü yapılmalıdır. Böylelikle hiperglisemi veya hipoglisemi gibi komplikasyonlar önlenebilir.
  • İnsülin tedavi şemasına göre günlük yaşam planlanmalıdır. Uygun zamanda uygun besinler tüketilmelidir. Bu konu hakkında beslenme uzmanlarından yardım alınmalıdır.
  • Kişinin yaşına ve sağlık durumuna göre düzenli egzersiz programı oluşturulmalıdır. Kesinlikle aç karınla egzersize başlanmamalıdır.
  • Doktorunuzun reçetede yazıldığı gibi insülin ve diğer ilaçları kullanma talimatına mutlaka uyulmalıdır.
  • Yaşam tarzı değiştirilirken stresi azaltmak için destek alınmalıdır.
  • Diyabet eğitimi bu hastalıkla baş edebilmenin en etkili yöntemidir. Hastalık hakkında bilinçli olmak hem yaşam tarzını değiştirmek hem de olası komplikasyonlarla baş edebilmek için önemli bir adımdır.

Diyabet olan hasta ve ailesi bu hastalıkla ilk tanıştığında endişe duyabilir. Bu hastalığı yönetebilmek ve endişelerden uzak kalabilmek için Türkiye Diyabet Vakfı’nın eğitimleri ve çalışma grupları takip edilmelidir.

Tip 2 Diyabet

Tip 2 diyabet; pankreasta üretilen insülinin hücreler tarafından etkili kullanılmaması durumunda oluşan bir hastalıktır. Buna genellikle insülin direnci adı verilir.

Prediyabet veya metabolik sendrom adı verilen durumlar tip 2 diyabetin habercisidir. Bel çevresinde genişleme, yüksek tansiyon, kolesterol ve kan şekeri yüksekliğinin sınırda olması metabolik sendromun başlıca belirtilerdendir. Eğer tedbir alınmazsa ilerleyen yaş ile birlikte metabolik sendrom tip 2 diyabetine dönüşebilir ve vasküler hastalıklar, kalp krizi veya inme gibi komplikasyonlara sebep olabilir.

Hamilelik Diyabeti

Hamilelik öncesi şeker teşhisi olmayan kadınlarda, hamilelik ile birlikte kan şekerinde yükselme olabilir. Bu duruma hamilelik diyabeti denir.

Hamilelik diyabeti bebeğin büyümesini engelleyebilir, gelişim sorunlarına yol açabilir, hamilelik ve doğumu zorlaştırabilir. Komplikasyonları en aza indirmek için hamilelik boyunca kontrollü kilo alınmalı, kan şekeri düzenli ölçülmeli ve bebeğin gelişimi takip edilmelidir.

Doğumdan sonra kadın vücudunda kan şekeri seviyesi normale döner. Ancak bazı kadınlarda hamilelik diyabeti tip 2 diyabetine dönüşebilir. Bu nedenle hamilelik diyabeti olanların her yıl düzenli olarak kan şekeri seviyelerini kontrol ettirmeleri önemlidir.

Tip 1 ve Tip 2 Diyabet Arasındaki Fark Nedir?

Uzman Doktor Nevzat Unutmaz; ” Tip 1 diyabet ve Tip 2 diyabet arasındaki en büyük fark insülin üretimi ile ilgilidir. Tip 1 diyabet kısmen genetik kısmen geçirilen bir viral enfeksiyon sonucu pankreasın iltihaplanarak işlevini yitirmesinden kaynaklanır. Bu duruma bağlı olarak tip 1 diyabette insülin salgısı yoktur. Tip 2 diyabette ise pankreas insülin salgılamaya devam eder ancak insülin reseptörlerinde bozulma olduğu için vücuttaki glikoz dengesi sağlanamaz.” diyerek iki tür arasındaki farkı açıkladı.

Diyabet Komplikasyonları Nelerdir?

Diyabet, günlük olarak yönetilmesi gereken kronik ve ilerleyen bir hastalıktır. Diyabetli kişilerin yaşamları ilaçlar, sağlıklı beslenme ve egzersizler ile düzenlenmelidir. Böylelikle olası diyabet komplikasyonları da engellenebilir.

Diyabet hastalıklarını önlemenin en iyi yolu; kan şekeri, tansiyon ve kilonun sağlıklı sınırlarda tutulmasından geçer. Aynı zamanda göz, podiatrist, kardiyolog gibi doktorlara düzenli olarak görünmek ve yeni belirtilerin farkında olmak, komplikasyonları hızlı bir şekilde tespit etmeye ve tedavi etmeye yardımcı olur.

Diyabet ile ilgili farkındalığı artırmak, sağlıklı yaşam stili seçmek hastanın motivasyonunu da yüksek tutacaktır. Ancak diyabetini yönetemeyen kişilerde komplikasyon gelişme riski yüksektir ve zamanla organlara zarar verir.

Diyabetin Yol Açtığı Hastalıklar Nelerdir?

Diyabet komplikasyonları, makrovasküler bozukluklar (büyük damar komplikasyonları) ya da mikrovasküler bozukluklar (küçük damar komplikasyonları) olmak üzere 2’ye ayrılır.

Makrovasküler komplikasyonlar arasında, bacaklara yetersiz kan akışı, inme ve kalp krizi yer alır. Bu tür komplikasyonlar damar sertleşmesine neden olur. Yüksek tansiyon, egzersiz yapmama, sağlıksız besleme, aşırı kilolu veya obez olma bu semptomları daha karmaşık hale getirebilir. Kan şekerini kontrol etmenin yanı sıra bu risk faktörlerine dikkat edilerek inme ve kalp krizi gibi komplikasyon riskleri engellenebilir.

Mikrovasküler komplikasyonlar ise göz hasarı (retinopati), böbrek hasarı (nefropati) ve sinir hasarı (nöropati) olarak bilinir. Kan şekeri seviyeleri kontrol altında tutulursa bu komplikasyonlardan kaçınmak mümkün olur.

Diyabete Bağlı Böbrek Hastalıkları (Diyabetik Nefropati)

Diyabet, böbrek hastalıkları için ciddi bir risk faktörüdür. Diyabet, böbrek yetmezliğinin ana nedenlerinden birisidir, bu nedenle diyabet hastası olan her üç kişiden birinde böbrek hastalığı geliştirme olasılığı vardır. Çünkü diyabet hastalığı, böbrekleri koruyan katmana ve süzme işleminin gerçekleştiği membrana hasar verebilir. Böbrekler, kanı filtrelemekle görevli kan damarlarından oluşur. Kan damarları hasar gördüğünde ise kanda toksinler birikir.

Diyabet ile ilgili yapılan kan testlerinde böbrek fonksiyonlarının da kontrol edilmesi önemlidir. Böbrek hastalığı olup olmadığını anlamak için idrar analizi yapılmalıdır.

Böbrek sağlığını korumak ve böbrek hastalığını önlemek için;

  • Tansiyonu kontrol altında tutmak önemlidir. Çünkü tansiyonun artması kalbi ve böbrekleri strese sokar ve komplikasyonlara neden olabilir. Eğer doktorunuz tansiyonu kontrol altında tutmak için ilaç yazdıysa düzenli kullanmanız gerekir.
  • Tuza karşı hassasiyetiniz varsa konserve gıdalar, işlenmiş et, atıştırmalıklar ve donmuş etler gibi yüksek sodyumlu yiyeceklerden kaçınmanız gerekir. Sodyum oranı yüksek yiyecekler tansiyonunuzu arttırarak damarlarınızdaki basıncı yükseltir.
  • Kan şekerinizi, tansiyonunuzu ve kilonuzu kontrol altında tutarak böbrek hastalıklarını önemli ölçüde engelleyebilirsiniz. Ayrıca düzenli olarak test yaptırmak da böbrek sağlığınızı takip etmeniz için önemli bir adımdır.

Böbrek hastalıklarının beş aşaması vardır. İlk aşama iyi huylu olarak adlandırılırken son aşama diyaliz veya böbrek nakli ile tedavi edilen böbrek hastalığı evresidir. Çoğu kişi son aşamaya kadar böbrek hastalığının semptomlarını hissetmez. Bu nedenle doktorunuzla temas halinde olmak önemlidir. Aktif bir hasta olarak doktorunuza sorular sorun ve böbrek fonksiyonlarınız hakkında bilgi sahibi olun.

Diyabete Bağlı Sinir Hasarı (Diyabetik Nöropati)

Nöropati el ve ayaklarda yaygın olsa da vücudun diğer bölgelerinde de sinir hasarına neden olabilir. Otonomik nöropati; mesane, sindirim yolu ve üreme organlarında ortaya çıkar ve beklenmedik semptomlara neden olabilir. Örneğin; midedeki sinir hasarı, tokluk hissini arttırır ve kan şekerini bozar.

Eğer otonomik nöropati teşhisi konulduysa; özel beslenme, psikolojik danışmanlık alma veya doktorunuzun önerdiği ilaçları düzenli olarak kullanma gibi tedavi yöntemleri izlemeniz gerekebilir.

Periferal nöropati ellerde, ayaklarda ve bacaklarda yanma hissi, uyuşukluk veya karıncalanma ile tanımlanır. Uç organlarında sinir ağrısı olan kişilerde ayak yaralanmalarını tespit etmek zordur. Tespit edilemeyen ayak yaralanmaları ciddi enfeksiyona neden olabilir.

Eğer periferal nöropati teşhisi konulduysa veya bu durumdan şüpheleniliyorsanız; Ayak muayenesi olmanız ve diyapazon veya monofilaman testi yaptırmanız gerekir. His kaybı, mantar enfeksiyonu, tırnak mantarı, deformasyon, kuru ve çatlak deri, yara veya kesik gibi sorunlarınız varsa, podiatriste (ayak doktoru) gitmeniz gerekebilir.

Ayak sağlığını korumak ve yaralanmaların önüne geçmek için;

  • Evdeyken ayaklarınızı düzenli olarak kontrol edin ve ayak hijyenine önem verin.
  • Çoraplarınızı her gün değiştirin. Temiz ve kuru çoraplar giyin.
  • Çatlayan tabanlarınıza losyon sürün. Parmaklarınızın arasına losyon sürmekten kaçının.
  • Parmak aralarınızı iyi kurutun. Parmakların arasındaki nem mantar enfeksiyonuna neden olabilir.
  • Çıplak ayak yürümeyin, ayakkabınızı giymeden önce içine bakın ve rahat çoraplar giyin.

Uzun süredir diyabet rahatsızlığınız varsa ve kan şekeri seviyeniz kronik olarak yüksekse nöropati yaşama ihtiamiliniz yüksek olabilir. Nöropatiyi engellemek için kan şekeri seviyelerinizi normal sınırlarda tutmanız gerekir. Eğer ters giden bir durum olduğunu fark ederseniz, doktorunuzla iletişime geçin.

Diyabete Bağlı Göz Bozuklukları (Diyabetik Retinopati)

Kan şekerinin yükselmesi, gözün arkasındaki küçük damarlara hasar vererek kanamaya veya sıvı sızıntısına neden olabilir. Diyabet olan kişilerin retinopati, diyabetik maküler ödem (DME), katarakt ve glokoma gibi göz hastalıkları geliştirme riski artar.

Uygun bir şekilde tedavi edilmezse, bu göz hastalıkları görme kaybına hatta körlüğe neden olabilir. Diyabet olan kişilerin diyabet teşhisinden sonra göz muayenesi olması oldukça önemlidir. Göz hasarı diyabet teşhisinden önce başlayabilir. Bu nedenle komplikasyonları önlemek için bu adımların dikkate alınması gerekir.

İlaçları doktorun önerdiği şekilde kullanma, fiziksel olarak aktif olma ve sağlıklı beslenme ile diyabeti kontrol altına alabilir, görme kaybını önleyebilir veya geciktirebilirsiniz.

Diyabete Bağlı Yüksek Tansiyon ve Kalp Hastalıkları

Diyabet olan kişilerin yüksek tansiyon geliştirme riski artar. Diyabeti kardiyovasküler hastalık olarak da ele almak gerekir. Bu nedenle kan şekeri, tansiyon, kolesterol ve kiloyu sağlıklı aralıkta tutmak önemlidir. Mümkünse sigarayı da bırakmak gerekir. Sigarayı bırakarak inme riskini azaltabilir, kan şekeri ve tansiyonu da kontrol altına alabilirsiniz. Böylelikle kalp hastalığı geliştirme riski engellenebilir veya geciktirilebilir.
Kalp hastalıklarının önüne geçmek için;

  • Normal tansiyon değeri 120/80 mm Hg eşit veya daha düşüktür. Evinizde tansiyonu takip etmek için tansiyon ölçme cihazı bulundurmanız önemlidir. Eğer tansiyonunuzu normalden yüksek ölçerseniz doktorunuzu bilgilendirin.
  • Doktorunuzun verdiği tansiyon ilaçlarını düzenli olarak kullanın.
  • Sağlıklı bir beslenme düzeni ile tansiyon kontrol altına alınabilir. Sodyum açısından zengin tuzlu yiyecekler, konserve, kutulu veya poşetli işlenmiş gıdalardan uzak durmaya çalışın.

Ailenizde kalp hastalığı olan biri varsa ve diyabet hastasıysanız riskiniz artar. Ancak kan şekeri ve lipidleri (HDL ve LDL kolesterol ve trigliserit), vücut kitle endeksini, bel çevresini normal sınırlarda tutarak ve fiziksel aktivitenizi artırarak bu riski azaltabilirsiniz.

Genellikle tansiyon artışı herhangi bir belirti göstermez. Bu nedenle bazı insanlar farkında olmadan yüksek veya sınır değer tansiyonla yaşar. Tansiyonunuzu kontrol altında tutmak için her doktor muayenesinde tansiyonunuzu ölçtürmenizde fayda vardır.

Diyabet Komplikasyonları Nasıl Önlenir?

Yüksek kan şekeri, kan damarlarında ve kan hücrelerinde değişime neden olabilir. Bu da organlara giden kan akışını bozabilir. Hayat tarzında değişiklikler yapmak ve kan şekeri seviyesini düşürmek diyabet komplikasyonlarını önleyebilir.

Kan Şekerinizi Hedef Seviyede Tutun

Kan şekeri seviyenizin olması gerektiği değeri açık bir şekilde anladığınızdan emin olun. Çok yüksek (hiperglisemi) ve çok düşük (hipoglisemi) kan şekeri tehlikeli olabilir. Kan şekerini istenen seviyede tutmak büyük ve küçük damarların hasar görmesini engellemeye yardımcı olur.

Kan şekeriniz bazı durumlarda yükselebilir. Gerekli tedbirleri alarak kan şekeri seviyesini normale döndürebilirsiniz. Aksi durumlarda doktorunuzla iletişime geçin.

Kilonuzu Kontrol Altında Tutun

Fazla kilonuz varsa kilo vermek, kan şekerini düşürmenin en güçlü yöntemlerinden biridir. Ayrıca kilo vermek kalpteki stresi azaltarak kalp hastalığı riskini de azaltır. Sağlıklı kiloda olmak insülin direncini azaltmaya yardımcı olur. Bu da pankreastaki stresi azaltarak insülin üreten beta hücrelerini korumayı destekler. Uzun süredir kilo vermeye çalışıyorsanız ve zorlanıyorsanız, bir diyetisyene başvurmak veya diyabet eğitimi almak faydalı olacaktır.Yiyecek seçimlerinizden sorumlu olmak, sağlıklı beslenme planınıza sadık kalmanıza yardımcı olur.

Sağlıklı Diyet Uygulayın

Yedikleriniz şeker hastalığının kontrolünü etkiler. Karbonhidratlar, kan şekerini en çok yükselten besinlerdir. Ekmek, pirinç, makarna, fasulye, meyve, süt ve yoğurt gibi yiyecekler karbonhidrat içerir. Diyabet olan kişilere karbonhidrat kontrollü diyet yapmaları önerilir. Birçok kişi daha az karbonhidrat tüketerek kan şekeri seviyelerinin azaldığını görmüştür. Eğer yüksek karbonhidrat içeren bir diyetiniz varsa, karbonhidratları azaltabilirsiniz. Tam tahıl, bakliyat ve nişastalı yiyecekler tercih edilmelidir.

Tatlandırıcılı içecekleri bırakmak, tatlıyı azaltmak ve karbonhidrat alımını günde 1 bardak ile sınırlamak gerekir. İşlenmiş gıda alımını da azaltmanız faydalı olacaktır. Bu yiyecekler kalori, doymuş ve trans yağ açısından zengindir ve kötü kolesterolü arttırabilir.

Lif alımınızı arttırmak da etkili bir yöntemdir. Lif açısından zengin yiyecekler, tam tahıllar, meyveler, sebzeler, kuru yemişler ve çekirdekler tokluk hissi yaratır, kan şekerini dengeler ve kolesterolü düşürür. Günde 25-38 gr lif tüketmek faydalıdır.

Daha Fazla Hareket Edin

Egzersiz yapmak, insülin kullanımını artırarak kan şekerini azaltmaya yardımcı olur. Ayrıca egzersiz kas yapmaya, enerjiyi arttırmaya, uyku ve ruh halini iyileştirmeye de yardımcı olur. Üç güne yayılacak şekilde, haftada 150 dakika hafif fiziksel aktiviteyi hedeflemeniz gerekir. Eğer sağlık durumunuz uygunsa fiziksel aktivitenize, haftada iki gün olacak şekilde direnç egzersizi de eklenebilir. Eğer daha önce egzersiz yapmadıysanız, herhangi bir egzersiz programına başlamadan önce mutlaka doktorunuzdan onay alın.

Diyabet Yönetim Eğitimi Alın

Diyabet olan herkes, tanı sırasında diyabet eğitimi almalı ve diyabetin farklı aşamalarında daha bilinçli olabilmek için bu eğitime devam etmelidir. Uzun süredir şeker hastası olsanız bile konuyu uzmanından öğrenmek için bu eğitimlere katılabilirsiniz. Diyabet eğitimi sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, kan şekeri izleme, sorun çözme, risk azaltma gibi öz bakım davranışlarına odaklanır.

Doktorunuzla Konuşun

Risk ve komplikasyonları azaltmanın en iyi yolu, doktorunuzla iyi bir ilişki kurmaktan geçer. Genellikle doktorunuz sizi göz doktoru, ayak doktoru, kardiyolog, endokrinoloji uzmanı gibi uzmanlara yönlendirecektir. Check-up yaptırmak, diyabet komplikasyonlarını azaltan önlemlerin alınmasına yardımcı olabilir. Temel değerlendirme, değişimleri tespit etmenize yardımcı olur. Değişimleri ne kadar hızlı tespit ederseniz, sorunları o kadar hızlı tedavi ederek komplikasyonları önleyebilirsiniz.

Diyabeti Ciddiye Alın

Genellikle şeker hastası olan kişiler herhangi bir semptom hissetmediklerini bildirir. Hatta şeker hastaları “Şekeri düşürmek için ne yapmak lazım?” diye araştırma yaparlar ve kendi kendilerine şeker düzeyini kontrol altında tutmak isterler. Uzman Doktor Nevzat Unutmaz, bu yaklaşımın oldukça yanlış olduğunu ve kan şekerinin ne kadar yükseldiğini hastaların ölçse dahi yorumlamaması gerektiğini söyledi. Unutmaz, şeker yükselmesi durumunda hastaların bol su içmelerini ve hiç beklemeden hastaneye başvurmaları gerektiğini de sözlerine ekledi.

Tamamlayıcı Sağlık’dan Tavsiyeler..

Şeker hastalığı kontrol altına alınmadığında farklı komplikasyonlara yol açabileceğinden maliyetli tedavi masrafları ile karşı karşıya kalabilirsiniz.

Alanında uzmanlaşmış bir doktora sahip olmak, hayat standardını düşürmemek ve olası komplikasyonları önlemek için önemli bir faktördür. Diyabetli bir hasta ihtiyacı olduğu anda sıra beklemeden sağlık hizmetlerine ulaşabilmelidir.

Bu tip kronik hastalıkları güvence altına alan “Sağlığınız Bizde Tamamlayıcı Sağlık Sigortası” yaptırarak; yatarak tedavilerinizi ve ayakta tedavilerinizi güvence altına alabilirsiniz. Böylelikle hastalığınızın maddi sorumluluğunu üzerinizden atabilir, stresten uzak kalarak sağlığınıza daha özen gösterebilirsiniz.

0(216) 368 45 45 numaralı telefonu arayarak sağlık sigortası uzmanımızla konuşabilir veya tamamlayıcı sağlık sigortası teklifi alabilirsiniz.

Sağlıkla kalın.

 

Bunlar da İlginizi Çekebilir:

Hemen Paylaş