Depresyon Yoğun Üzgünlükten Daha Fazlasıdır

depresyon

Depresyon Yoğun Üzgünlükten Daha Fazlasıdır

Depresyonu günlük olaylar karşısında duyduğumuz üzüntü ve keder halinden ayıran nokta, depresyonda bu kederli ruh halinin kalıcı ve daha yoğun olarak hissedilmesidir.

Bu ruh haline eşlik eden başlıca belirtiler karamsarlık, halsizlik, çaresizlik ve hayattan zevk alamamadır. Depresyondaki kişi kendisini değersiz hisseder, yaptığı hiçbir şeyde başarı gösteremediğini düşünür, kendisine olan güvenini yitirmiştir, çoğu zaman başarılarının da şans eseri olduğunu düşünmektedir. Kişi geleceğe ilişkin ümitsizlik hisseder; örneğin işinde başarısız olacağına, ailesini geçindiremeyeceğine, sağlığının bozulacağına inanmaktadır.

Dünyada ortalama 350 milyon insan hayatlarının bir noktasında depresyon ile karşılaşıyor ve bu insanların yalnızca yarısı bu konuda yardım almaktadır. Depresyonda genetik faktörler kadar bazı kişilik özelliklerinin de etkisi büyüktür. Depresyon tedavisinde psikoterapinin etkinliği kanıtlanmıştır. Hafif ve orta düzeydeki depresyon sadece terapi ile iyileştirilebilmektedir. Şiddetli depresyonda ve uzman tarafından gerekli görüldüğünde ilaç desteği alınabilir. Depresyonda olup olmadığınız anlamak için mutlaka bir uzmana başvurmalısınız.

İnsanlar depresyonları hakkında çok az konuşur. Sadece depresyondan kurtulmak için bir şeyler söylemeleri gerekiyorsa konuşurlar.

Eğer sevdiğiniz birisi depresyon ile mücadele ediyorsa farkında olmanız gereken durumlar vardır:

Tüm depresyonlar aynı değildir. Distimi olarak da bilinen kronik depresyon ve majör depresyon en sık görülen depresyon çeşitleri olmakla beraber, kendine özgü bulguları ve tedavi biçimleri olan farklı depresyonlar da vardır. (Bu makalede “depresyon” dediğimizde majör depresif bozukluktan bahsediyor olacağız.)

Majör Depresyon Nedir?

Ciddi bir tıbbi tablodur. Hemen her yaşta görülebilmekle birlikte ortalama başlangıç yaşı 32 olup kadınlarda erkeklere oranla daha sık rastlanır. Her biri en az 2 hafta sürmüş olan bir veya daha fazla majör depresyon tablosunun varlığı ile tanı konur. Ağır bir depresif ruh hali, hayattan zevk alma hissinin kaybı, ciddi uyku ve iştah bozuklukları gözlenir. Her şey anlamsız görünür. Banyo yapmak, giysilerine özen göstermek gibi öz bakım çabalarından kaçınma olabilir. Günlerce yatakta kalıp, ciddi beslenme sorunları yaşanabilir. Hastaların %10-15’i intihar edebildiği için, majör depresyonlu hastanın intihar eğilimi yakından takip edilmelidir. Tıbbi müdahale zorunludur.

Sürekli umutsuzluk ve çaresizlik hissi, majör depresyona (diğer adları: klinik depresyon, majör depresif bozukluk) sahip olduğunuzun bir işareti olabilir.

Bazen Depresyonu Olduğu Gibi Göremeyiz.

“Her zaman her şeye olumsuz bakıyor.”

“En ufak şeyi bile büyütüyor.”

“Evden çıkmak bile istemiyor.”

Bunları arkadaşımızın kişilik özelliklerini açıklamak için kullanırız ancak arkadaşımızın depresyon belirtileri gösterdiğini fark etmeyiz. Bu noktada bilinçli olmak arkadaşınıza veya bir yakınınıza yardım edebilmek için önemlidir.

Bazı İnsanlar Depresyon ile Yaşar.

Eşiniz çalışabiliyor, çocukları okuldan alabiliyor ve gönüllü komite üyeliği yapabiliyor diyelim. Bu yüzden depresyonda olması pek mümkün değil öyle mi?

Bazı insanlar depresyonda olduğunu belli etmemek için ekstra efor harcarlar, hatta herkesten neşeli ve mutlu görünürler. Depresyonda olan insanların iç karartıcı bir kişiliği olduğu fikri tam olarak doğru değildir. Depresyon bir ruh halinden fazlasıdır. Depresyondaki insanlar görünür ruh hallerini değiştirmeyi öğrenmiştir ve hayatınızdaki en mutlu görünen insan dahi olabilir. Benlikleri çeşitlidir. Genellikle içlerinde yaşadıkları ne olursa olsun tavırları olabildiğince pozitiftir. Hiçbiri etraftakilerin moralini bozmak istemez, bunun anlamı gerçekte hissettiklerini derinlere gömmek olsa bile.

Depresyon ile Yaşamak Yorucudur.

Grip ile mücadele ederken çalışmak zorunda olduğunuzu düşünün. Kafanızda baskı var, vücudunuz ağrıyor ve tek yapmak istediğiniz uyumak. Ancak yeni müşterilerle görüşüp iyiymiş taklidi yapmanız gerekmektedir.

Depresyondaki kişi yukarıda bahsettiğimiz durumları her gün yaşamaktadır. Depresyon daha çok bedensel belirtilerle kendini gösterir. Baş ağrısı, migren, baş dönmesi, eklem ağrıları, mide-bağırsak problemleri gibi. Kişinin şikayetleri hep fizikseldir, hep ağrılardan yakınır ama tüm bunların sebebi altta yatan depresyondur. Ancak kişi depresyonunu, bilinçsiz olarak konuşması daha kolay olan belirtilerle yaşar ve ifade eder.

Zayıf Kişilikli İnsanlar Depresyona Daha Kolay Girer.

Böyle bir durum söz konusu değildir. Aksine güçlü karakterli, sorumluluk sahibi, çalışkan, başarılı, mükemmeliyetçi ya da titiz olarak bilinen kişilerin depresyona girme oranları daha fazladır.

Depresyon Yoğun Üzgünlükten Daha Fazlasıdır.

Depresyon üzüntü ya da derin üzüntü değildir. Üzüntü bir duygudur, depresyon ise bir hastalıktır. Bütün duygular biz insanlar içindir. Yine de bazı duygular olumsuz duygular olarak kabul edilir ve kişi bu duygulardan kaçmaya çalışır ancak bu pek doğru bir tutum değildir. Olumsuz duygu yoktur, her duygunun belirli bir işlevi vardır. Ancak bu duyguların uzun bir süre boyunca aşırı yoğunlukta yaşanması doğal değildir ve doğal olmayan birçok durum gibi bizi rahatsız eder. Uzun süren çok yoğun üzüntü gibi uzun süren çok yoğun neşe, coşku da kişiye zarar verir.İşte bu noktada bir hastalıktan bahsedebiliriz.

Çok sevdiğimiz bir insanı kaybedersek üzülürüz,iflas ettiğimizde,boşandığımızda da. Üstelik bu derin bir üzüntü de olabilir, ancak bu depresyonda olduğumuz anlamına gelmez.Eğer bu üzüntülü, çökük ruh halimiz haftalar hatta aylarca sürerse, gittikçe donuklaşıp yavaşlarsak ve gittikçe artan üzüntümüz nedeniyle işten güçten çekilirsek işte o zaman depresyon başlamış demektir.

Depresyon Yalnız Başına Yenilebilcek Bir Durum Değildir.

Depresyonla birlikte beyin kimyamızda bozulmalar meydana gelir. Aslında depresyona bu durumun sebep olduğunu ileri sürenler de vardır. Kimi araştırmacılara göre ise bu durum depresyonla birlikte ortaya çıkar. Yani beyin kimyasındaki bozulma depresyonun hem sebebi hem de sonucudur diyebiliriz.

İşte beynin elektrokimyasal dengesindeki bu bozulma arttıkça kişinin karamsarlığı ve enerji düşüklüğü de artar. Kişi hareketsizleştikçe ve karamsarlaştıkça da kimyasal denge iyice bozulur. İşte size bir kısır döngü daha..Bu kısır döngüden tek başımıza çıkmamız oldukça zordur. Ayrıca depresyondaki kişinin sosyal ağları iyice zayıflamıştır. Gittikçe yalnızlaşan insan depresyonuyla da tek başına mücadele etmeye çalışırken kendine iyice yüklenir. Bir çıkış yolu bulamadıkça da umutsuzluğu artar. Depresyonda yardım almak elzem ve hayat kurtarıcıdır.

İnsanlar Depresyonları Hakkında Konuşmak İstemezler.

Malesef birçok insan ruhsal hastalıkları için yardım almakta gecikir. Bu gecikmenin en önemli sebeplerinden biri de damgalanmaktır. “Reçetemi birisi görür, eltim ilaç içtiğimi bilirse bana deli der, eczacıdan ilaç alırken kim bilir hakkımda ne düşünecek, patronum duyarsa güveni sarsılır” gibi kaygılarla kişi bir an evvel ilacı kesmek isteyebilir. Hasta yakınları da kimi zaman bu ön yargılardan dolayı hastanın tedaviye baş vurmasını geciktirebilir.

Bir diğer sebep; psikiyatristlerin reçete ettiği ilaçların bağımlılık yaptığı ile ilgili yaygın inanıştır. “Hayatım değişmedikçe ilaç bana ne yapacak? Ben ilaçla beynimi uyuşturuyorum, kendim olmuyorum, o zaman acı çekmemiş mi oluyorum?” gibi sorular zihinde dolaşır durur. Tedavinin uzun süreceği endişesi de ilaca hiç başlamamak için bir sebeptir.

Depresyondan Kurtulmak için Mutlaka Bir Uzmana Danışmak Gerekir.

Bazen de karamsarlık, hastanın bu hastalıktan kurtulamayacağını düşünmesi ve tedaviye baş vurmamasından kaynaklı olabilir.

Depresyon bir seçim değildir. Komedi filmleri izleyerek ya da bardağa dolu tarafından bakarak kapatılabilecek bir şey değildir.

Bunu hiç yaşamamış olanların anlaması da oldukça zordur, ancak yine de kendimizi depresyon hakkında eğiterek sevdiklerimize destek olabiliriz.

Sonuç olarak; depresyonun bir bozukluk mu yoksa bir hastalık mı olduğu önemli değildir. Gerçek şu ki depresyon, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca insanın yaşamını büyük ölçüde etkileyen güçsüzleştiren bir durumdur. Depresyon sadece mutsuzluk demek değildir, ne de zayıflığın bir belirtisidir. Irk, cinsiyet veya etnik köken ayrımı yapmaz. En önemlisi de, depresyon bir seçim değildir.

Sağlıkla kalın.

Bunlarda ilginizi çekebilir:
Hemen Paylaş