Çocukluk Çağı Obezitesi Nedir, Neden Olur?

çocukluk çağı obezitesi

Çocukluk Çağı Obezitesi Nedir, Neden Olur?

Çocukluk obezitesi olarak da bilinen çocukluk çağı obezitesi, son yıllarda tüm dünyada en yaygın görülen çocukluk çağı hastalığıdır. Çocukların beslenme ve hareket alışkanlıklarındaki değişim bu hastalığa yol açan en önemli nedenler arasında gösterilmektedir.

Obezite veya fazla kilo, çocukların ve gençlerin yaklaşık %25-30’unu etkileyen önemli bir beslenme sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Çocuklarda ve gençlerde görülen kilo sorunları ilerleyen dönemlerde yetişkinlik obezitesine de neden olabilmektedir.

Ülkemizde her sene obezite sorunu yaşayan çocuk sayısı %8 artış göstermektedir. Çocukluk çağı obezitesi önemli bir halk sağlığı sorunu olduğu için bu hastalığın yakından takip edilmesi, sağlıkla ilgili eğitimler verilmesi büyük önem taşımaktadır.

Obezite ile mücadelede bilinçli olmak için belirtileri, nedenleri, olası komplikasyonları ve ailelere düşen görevleri bir bütün olarak ele almamız gerekmektedir.

Çocukluk Çağı Obezitesinin Belirtileri Nelerdir?

Obezite artık aşırı yeme, anoreksiya ve bulimia gibi yeme bozukluğu risk faktörleri arasında kabul edilmektedir. Yeme bozukluğu olan çocuklar genellikle düşük özgüven ve düşük öz yeterliliğe sahip olmaktadır.

Genellikle çocukluk çağı obezitesinin en yaygın belirtisi çocuğun normal vücut kitle indeksinden (BMI) daha yüksek bir vücut kitle indeksine sahip olmasıdır. Çocuklarda vücut kitle indeksleri yaş grubuna göre tanımlanmaktadır. 2-19 yaş grubundaki çocuklar için 95 ve üzeri BMI obez olarak sınıflandırılır. 85-95 arasında bir değere sahip olan çocuklar ise aşırı kilolu kategorisinde değerlendirilir. Aşırı kilolu kategorisinde yer alan çocukların ilerleyen dönemde obez çocuklara dönüşme ihtimali oldukça yüksektir.

Çocukluk Çağı Obezitesinin Nedenleri Nelerdir?

Çocukluk çağı obezitesi dünyada her geçen gün daha da yaygınlaşan bir sağlık sorunudur. Çocuklarda obezitenin nedenleri çevresel ve genetik olmak üzere ikiyi ayrılabilir. Ancak birçok durumda çevresel etkiler genetik etkilere göre daha baskındır.

Obezite gibi yeme bozukluğu durumları veya yeme düzenini aşırı kontrol etme davranışı, altta yatan psikolojik sorunların ve yaşamlarındaki diğer alanları kontrol etme isteğinin dışa vurumu olabilir. Çocuklarda aşırı kilo olarak da tanımlanan bu soruna dair tek bir neden ifade etmek mümkün değildir. Genellikle altta yatan birden fazla neden çocuklarda obeziteye neden olmaktadır.

Çocuklarda obezitenin artmasının en önemli nedenlerinden biri modern yaşam tarzının getirdiği yeni alışkanlıklardır. Bu alışkanlıklar ve yaşam tarzı değişimleri aşağıdaki gibi sayılabilir:

  • Hareketsiz yaşam tarzı
  • Çok fazla fast food ve yağlı yiyecek tüketmek
  • Kalori açısından yoğun besinleri tüketmek
  • Çok büyük porsiyonlar tüketmek
  • Çok fazla meyve suyu ve gazlı içecek tüketmek
  • Duygu durumu değişikliklerinde (öfke, üzüntü, mutluluk gibi) yemek yeme eğilimi
  • Ekran karşısından daha fazla zaman geçirmek
  • Ailenin sosyo-ekonomik düzeyi

Yapılan araştırmalar çocuklarda görülen obezitenin nedenleri arasında hareketsiz yaşam tarzının olduğunu göstermiştir. Günde bir saatten uzun süre televizyon izleyen çocukların vücut kitle indeksinin (BMI) ve tansiyonunun daha yüksek olma eğiliminde olduğu ifade edilmektedir.

Beslenme ve Obezite İlişkisi

Beslenme sağlığımızı birçok açıdan etkiler. Söz konusu obezite ve özellikle de çocukluk obezitesi olduğunda bazı beslenme alışkanlıkları kilo almayı tetikleyebilir.

İngiltere’de 5 ila 7 yaş grubu çocuklarda yüksek yağ tüketimi ile ilgili bir araştırma yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, yüksek yağ tüketen grubun daha düşük yağ tüketen gruba göre aşırı kilolu olma riski 4 kat daha fazla olduğu görülmüştür.

Bayar Tıp Fakültesinde yapılan bir diğer araştırma ise okul çağındaki çocukların porsiyonları ile ilgili. Okul çağı çocuklarında atıştırmalıkların ve yemeğin porsiyonlarının iki katına çıkarılması, ilerleyen dönemde kiloya dönüşecek şekilde alınan kalori miktarını %23 arttırdığını göstermiştir.

Virginia Tıp Fakültesi’nin 2 ile 5 yaş arası 9.600 çocuk üzerinde yaptığı araştırmaya göre şekerli ve gazlı içecekler tüketen çocukların tüketmeyen çocuklara göre obez olma riskinin %43 daha fazla olduğunu gözler önüne koymuştur.

Yüksek Sodyum Alımı ve Obezite İlişkisi

Sodyum, yediğimiz yiyeceklerle vücudumuza giren kalorisi olmayan bir mineraldir. Yapılan araştırmalara göre yüksek sodyum tüketiminin yüksek tansiyona ve obeziteye neden olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle uzmanlar, sodyum alımı ve çocukluk çağı obezitesi arasındaki ilişkiye odaklanır.

Özellikle ailenin beslenme düzeninde ısıl işlem görmüş paketli ürünler, fast food yiyecekler ve şeker yüklü gazlı içecekler daha fazla tüketiliyor ise yüksek sodyum tüketimine bağlı olarak çocukluk çağı obezitesi görülme riski daha yüksektir.

Son olarak çocukların yemek yerken ekran karşısında daha fazla zaman geçirmesi kontrolsüz yemeye neden olmaktadır. Çoğu durumda çocuklar televizyon ya da video izlerken tükettikleri yiyeceklerin farkında olmaz. Bu da doygunluk hissinin oluşmasını engellemektedir.

Çocukluk Çağı Obezitesi Nasıl Tedavi Edilir?

Çocukluk çağı obezitesi genellikle kötü yaşam tarzı alışkanlıkları ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu nedenle tedavi aşamasında izlenecek en etkili yol çocukların yaşam tarzında yapılacak değişikliklerdir. Çocukların yaşam tarzını ve alışkanlıklarını değiştirmek, benimsedikleri yeni alışkanlıkların kalıcı olmasına yardımcı olmak için aşağıdaki maddelere dikkat edilmelidir:

  • Kahvaltı yapmak
  • Bol miktarda bitkisel besin tüketmek
  • Çocuğun ne kadar yiyeceğine karar vermesine izin vermek.
  • Mümkün olduğu kadar sık aile yemekleri yemek
  • Dışarıda yemek yerine evde hazırlanan besinleri tüketmek
  • Okulda ve normal yaşamda aktif bir yaşam tarzı benimsemek
  • Genetik faktörler

Öğünlerde sebze, meyve, tam tahıl, fasulye ve baklagiller, yağsız protein, az yağlı süt ürünleri, fıstıklar ve çekirdekler gibi gıdaların tercih edilmesi sağlıklı bir beslenme planı yapmaya yardımcı olabilir. Çocuğun gelişimi için ihtiyaç duyduğu tüm yapı taşlarını alması sağlanmalıdır. Çocukların aileleriyle birlikte yemek yemesi sağlıklı besin seçimlerine olumlu katkıda bulunacağı da unutulmamalıdır. Aileyle sofrada yemek yemek, yemeğin süresini uzatarak doygunluk hissine yardımcı olmaktadır.

Sabahları dengeli bir kahvaltıyla başlamak, çocukların gün boyunca kan şekeri seviyelerinde dalgalanma yaşanmasının önüne geçmeye yardımcı olacaktır. Böylelikle çocukların gün boyunca ani açlık krizleri yaşamasının önüne geçilebilecektir.Ayrıca çocuklar zorlama yemek yeme yerine, doydukları anda yemeği bırakırsa aşırı tüketme alışkanlıklarının önüne geçmek mümkün olabilir. Çocuğun doyunca yemeyi bırakması obeziteyi önlemenin yanı sıra kan şekeri seviyelerini dengelemeye de yardımcı olacaktır.

Nadiren de olsa genetik faktörler çocuklukta obezite görülmesine neden olmaktadır. Ailede yaşanan aşırı kilo eğilimi, çocuklarda da ortaya çıkabilir. Genetik faktörlerin araştırılması izlenecek tedavi yöntemi açısından önemli bir rol oynamaktadır.

Çocukluk Çağı Obezitesinin Sağlığa Etkileri ve Komplikasyonları

Çocukluk çağı obezitesi kısa ve uzun dönemli sağlık sorunlarına yol açan bir hastalıktır. UCLA Çocuk, Aile ve Toplum Sağlığı Merkezi tarafından yapılan bir araştırmaya göre çocuk obezitesi farklı birçok hastalığa neden olabilir. Obezitenin komplikasyonları şu şekildedir:

Eklem Ağrıları: Obez çocuklarda kemik, eklem ve büyüme kıkırdağı gelişimi riskleri daha fazladır. Araştırmalardan biri çocukluk obezitesi ve muskuloskeletal ağrı (sırt, kalça, diz ve ayak ağrısı) arasında ilişki bulmuştur. Bu tür kronik veya tekrar eden ağrı çocuğun fiziksel aktivite ve fonksiyon seviyesini düşürerek daha fazla kilo almasına ve kireçlenmeye neden olabilir.

Uyku Apnesi: Obezite, çocuğun vücudundaki ek ağırlıktan dolayı akciğer ve üst hava yollarında fonksiyon bozukluklarına neden olarak nefes almayı güçleştirebilir. Bu durum da obez çocuklarda uyku apnesi ve astım olma riski yüksektir.

Karaciğer Yağlanması: İngiltere’de yapılan bir araştırmada kilosu normal değerlerin üstünde olan 1-10 yaş grubu çocuklar gözlemlenmiş ve ergenlik döneminde karaciğer yağlanması yaşama risklerinin daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır.

Migren veya Baş Ağrısı: Vücut kitle indeksi 30 ve üzeri olan çocuklarda yaşanan komplikasyonlarından biri de baş ağrısıdır. Headache Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmaya göre birincil baş ağrısı obez çocuklarda daha sık ve şiddetli gözlemlenmiştir. Baş ağrısı ve kilo arasındaki ilişki tam olarak bilinmese de fazla kilonun vücuttaki stresi arttırdığı bilinmektedir. Vücuttaki stres artışı da migren benzeri baş ağrısına neden olmaktadır.

Tip 2 Diyabet: Çocukluk çağı obezitesi ilerleyen dönemlerde tip 2 diyabete ve karaciğer yağlanmasına neden olabilmektedir. Ayrıca tip 2 diyabet vakalarındaki artış da çocukluk çağı obezitesindeki artışa ve yetersiz önleme girişimlerine bağlanmaktadır. Çocukların hayatlarına sağlıklı bir yetişkin olarak devam etmesi için bu hastalığın ciddi bir şekilde ele alınması gerekmektedir.

Tüm bu komplikasyonlar ve sağlık sorunların çocuğun günlük yaşamını kısıtlar. Çocuğun akranlarıyla zaman geçirmesi için günlük yaşamında rahat hareket etmesi ve günlük yaşam aktivitelerine katılması gerekir. Çocukluk döneminde yaşanabilecek kilo sorunlarının önlenmesi de bu yönde atılabilecek en önemli adımlar olarak karşımıza çıkar.

Son olarak; eğer çocuklar yetişkinlik yıllarında da obez olmaya devam ederlerse inme geçirme riski, kanser (meme, bağırsak, böbrek, prostat ve Hogkin lenfoması) ve osteoartrit riskleri de artar. Ayrıca ekstra kilo fiziksel fonksiyonlarını etkileyerek yaşam kalitelerini de düşürür.

Çocukluk Çağı Obezitesi Nasıl Önlenir?

Birçok aile çocukluk obezitesine nasıl yaklaşmaları gerektiği konusunda soru işaretlerine sahiptir. Aslında çocuklarda aşırı kilo ve obezitenin ele alınması hassas konulardan biridir. Obez çocuk ya da obezite kavramı olumsuz bir anlama sahip olduğundan çocukların duygusal olarak daha da kırılgan olmalarına yol açabilir. Bu nedenle çocuklarda aşırı kilo ve obezite söz konusu olduğunda sevgi ile yaklaşarak sorunun hem fiziksel hem de duygusal boyutlarını ele almak önemlidir.

İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre aileler çocuğu yemeye zorlayarak veya kısıtlayarak çocuğun daha çok kilo almasına neden olduklarını göstermiştir. Bu noktada baskıcı ve ısrarcı bir tavır yerine çocuğu destekleyen bir tavır daha olumlu sonuçlar verecektir.

Beslenme ve hayat tarzı değişikliklerini uygulamadan önce çocukla konuşup sorunun kaynağını anlamak gerekir. Örneğin “Seni seviyorum ve kilonun sağlığını etkilemesinden endişe duyuyorum. Seni sevdiğim için uzun ve iyi bir yaşam sürmeni istiyorum. Sana nasıl yardımcı olabilirim?” gibi bir yaklaşım ilk adım için faydalı olabilir.

Yaşam Tarzı ve Beslenme Değişiklikleri

Alınabilecek diğer bir önlem ise ebeveynlerin yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarıyla çocuklara rol model olmasıdır. Çocuklar evde ve çevrelerinde gördüklerini taklit ederek öğrenirler. Bu yüzden evde sağlıksız beslenen anne ve babalar, çocuklarına iyi bir model teşkil etmemektedir.

İsviçre’de yapılan bir çalışma, yemek hazırlama sürecine dahil edilen çocukların yemek yerken salata tüketme oranlarının %74 ve tavuk tüketme oranlarının ise %24 arttığını göstermiştir.

Fiziksel aktivite ele alındığında 12 yaş grubundaki 1.124 çocuk üzerinde İsveç’te gerçekleştirilen bir çalışma ilginç sonuçlar bildirmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre aktif ebeveynlere sahip çocuklar aktif olmayan ebeveynlere sahip çocuklara göre 8-9 kat daha aktif bir yaşam tarzı benimsemektedir.

Obezite çocuğun anlık sağlık durumunu etkilemenin yanı sıra ilerleyen dönemlerde hayatlarına obez yetişkinler olarak devam etmesine neden olur. Yetişkin döneminde ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarının önüne geçmek adına çocukluk çağı obezitesinin daha büyük bir soruna yol açmadan ele alınması gerekmektedir. Çocuklarda görülen obezitenin önlenmesi için ailelerin alabileceği bazı önlemler şunlardır:

  • Çocukların ve gençlerin sağlıksız yiyecekler, şekerli içecekler ile beslenmeleri azaltılmalıdır.
  • Çocuklar ve gençlerin sağlıklı besinler ile beslenmelerinin sağlanması için uygun beslenme programlar oluşturulmalıdır.
  • Çocuklar ve gençlerin sedanter (durağan) yaşamlarının önüne geçilmelidir.
  • Yaş grubuna uygun fiziksel etkinlik yapmaları desteklenmelidir. Bu fiziksel aktiviteler aileyle yapılan yürüyüşler olabileceği gibi basketbol, futbol ya da yüzme gibi spor aktiviteleri olabilmektedir. Söz konusu spor aktiviteleri olduğunda ailelerin çocukları ilgi alanlarına göre yönlendirilmesi gerekmektedir.
  • Erken çocukluk döneminden itibaren çocukların sağlıklı beslenme, uyku ve fiziksel etkinlik alışkanlıkları ile büyümelerinin sağlanmalıdır.
  • Okul çağı çocukları ve gençler için sağlıklı okul çevresi sağlanmalıdır. Okul kantinlerinde denetimler gerçekleştirilerek çocuklar için zararlı yiyecek ve içeceklerin satılması önlenmelidir.
  • Obez çocuk ve gençlere destek veren hizmetler sunulmalıdır.

Çocukluk çağı obezitesi anne karnından başlayarak önlenebilir. Annenin hamilelik döneminde sağlıklı beslenmesi ve fiziksel aktivitede bulunması çocuğun ileride yaşayabileceği kilo sorunlarının önüne geçmeye yardımcı olmaktadır.

Anne Karnında Çocukluk Obezitesini Önleme

Hamilelik dönemi çocuğun sağlığı açısından oldukça önemli bir dönemdir. Annenin yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıkları ilerleyen dönemde çocukta ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarına yol açabilir.

Hamilelik diyabeti, bu dönemde kadınların yaşayabileceği sağlık sorunları arasında yer alır. Yeterli kanıt olmasa da hamilelik diyabeti ve çocukluk çağı obezitesi arasında ilişki olduğunu düşünülmektedir. İngiliz Tıp Dergisi tarafından 14.000 hamile kadın üzerinde gerçekleştirilen bir çalışmaya göre sağlıklı yaşam tarzını benimseyen kadınların hamilelik diyabeti riskinin diğer gruba göre %80 daha az olduğu görülmüştür. Burada sağlıklı yaşam olarak doğru beslenme, düzenli egzersiz yapma, sigaradan kaçınma ve normal vücut kitle indeksine sahip olma yer almaktadır.

Hamilelik döneminde annenin tükettiği besinler ve yaşam tarzı bebeği de etkilemektedir. Bu etkiler bebek doğduktan sonra uzun dönemli olabilmektedir. Örneğin hamilelik döneminde beslenme uygulamaları fetüsün tat tercihlerini etkilemeye başlamaktadır. Ayrıca hamilelik obezitesi bebeğin gelecekteki obezite riskini artıran bir durumdur. Hamilelik diyabeti ise bebekte ortaya çıkabilecek obezite ve diyabet gibi konjenital anomali riskini artırmaktadır.

Unutmayın; hamilelik döneminde sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemek çocukta ileride ortaya çıkabilecek komplikasyonları en aza indirmeye yardımcı olacaktır.

Emzirme ve Çocukluk Obezitesi Arasındaki İlişki

Anne sütü hem annenin hem de bebeğin sağlığı açısından birçok faydaya sahip değerli bir besindir. Amerikan Pediatri Derneği ilk altı ay boyunca sadece anne sütünü önermektedir. Çünkü emzirme ile çocukluk çağı obezitesi arasında bağlantı olduğu düşünülmektedir.

Northwestern Üniversitesi bir tanesi emzirilen, diğeri emzirilmeyen 488 kardeşi vücut kitle indeksi (BMI) açısından incelemeye aldı. Yapılan takip ergenlik dönemine kadar devam etti. Ergenlik döneminde emzirilen kardeşle emzirilmeyen kardeş arasında yaklaşık 6 kilo fark bulundu. Bu değerler çocukların ilerleyen dönemlerde aşırı kilolu olmasıyla anne sütü arasında ilişki olabileceğini ortaya koymaktadır.

Yetişkinlerde ve çocuklarda görülen obezite tedavi edilebilir bir hastalıktır. Aileler obez çocuklarına rol model olup gerekli bilgi ve desteği sağlayarak bu hastalıkla mücadele edebilirler. Uzun vadede etkili sonuçlar almak için tüm duygusal ve fiziksel yardımların fayda göstereceğini unutmayın!

Sağlıkla kalın.

Bunlarda ilginizi çekebilir:
Hemen Paylaş