bebeklerin en sık yaşadığı sağlık problemleri

Bebeklerin En Sık Yaşadığı 9 Sağlık Sorunu

Bebekler iki haftalık olana kadar yeni doğan bebek olarak adlandırılır. Yeni doğan bebekler ise anne rahminde hastalıklara ve birçok şeye karşı güvenli bir ortamda yaşarken, doğdukları andan itibaren korunmasız ve savunmasız olurlar. İlk yılda bağışıklık sistemi kuvvetlenirken pek çok hastalıklar karşılaşabilirler. Bebeklerin en sık yaşadığı sağlık problemleri, yeni anne-babaları korkutabilir. Bilmelisiniz ki bir çok yeni doğan bebekte aynı sorunlarla karşılaşılmaktadır.

İnternet ve genel bilgi teknolojileri bir tık uzağımızda olduğu için bazen hasta olduğumuzda doktora gitmeyip öncelikle internetten ufak bir araştırma yapabilirsiniz. Ancak araştırma sonucu karşınıza bebeğinizin sahip olabileceği, ancak büyük ihtimalle sahip olmadığı 500 ciddi hastalık çıkmaktadır. Sizin de doktora gidene kadar ne gözünüze uyku girer, ne de başka bir şey düşünebilirsiniz.

Bu tür araştırmalara girmeden önce bilmeniz gereken, bebeğinizin yaşayabileceği problemleri aşağıda sizin için açıklayacağız. Eğer ilk kez bir bebek sahibi oluyorsanız, bu hastalıkları bilmenizde fayda var. Hastalıklara karşı oldukça korumasız olan bebeklerin en sık karşılaştıkları sorunlar ve hastalıklar şöyledir:

Ciltte Kızarıklık

Alerji, besinlere karşı hassaslık, virüsler, ateş, bebek bezleri, etiketler bebeğinizde kızarıklık oluşmasına neden olabilir. Oluşan bir çok  kızarıklık herhangi bir tedavi gerektirmeden kaybolabilir. Bazıları ise daha ciddi bir hastalığın başlangıcı olabilir. Bebek bezi kızarıklığı (pişik), kurdeşen ve konak bebeğinizde karşılaşabileceğiniz bazı rahatsızlıklardır.

Bebek Bezi Kızarıklığı

Bebeklerde pişik bir çok nedene bağlı oluşmakla birlikte en sık rastlanan sebebi idrar sızması sonucu oluşanıdır. Pişik oluştuğu zaman bebeğin cildi zarar gördüğünden acı da verebilir.

Genellikle, bebeğin alt bezine temas eden deri bölgesinde pişik görülür. Deri, hafif kırmızı renk alır, çatlayabilir, içi iltihaplanmış olabilir. Bebeğin altındaki kızarıklığı görür görmez, pişen bölgeyi ılık suyla yıkayın ve tamamen kurulayın, daha sonra çinko oksitli kremlerden bolca sürün. Böylece, idrarın deriyi tahriş etmesini önleyebilirsiniz. Bebeğin altını sık sık değiştirin, her iki üç saatte bir ve ayrıca her dışkı yaptıktan sonra temizce yıkayın. Talk pudrası sürmeyin, ıslanınca deriyi tahriş edebilir. Talk pudrası, zamanla sertleşip deriye zarar verebilir.

Kurdeşen

Alerjik deri döküntülerine kurdeşen (ürtiker) denir. Bebeklerde, doğdukları andan itibaren çeşitli deri döküntüleri gelişebilir. İlk belirtileri, kafada, boyunda ve göğüste olan kırmızı noktalardır. Bebeklik çağında ürtikerin en sık nedeni enfeksiyonlardır. İkinci nedeni, gıda alerjileridir. Bunlardan bazıları, yavaşça ortaya çıkıp, kendiliğinden kaybolurken bir kısmı da çocuğun bir hastalığı ya da alerjisi olduğu anlamına gelmektedir. Çocuk daha önceden duyarlı olduğu bir ilaç içer, bir bitki veya hayvanla temas eder veya gıda alırsa, vücut alerjiye neden olan histamin adlı bir madde salgılar. Histamin’in de deride şişme, kızarma, kaşıntı gibi olumsuz etkileri vardır.

Tedavi aşamasında ilaçlar ve kremler önerilmektedir. Doktor, teşhis sonrası hastalığın derecesine bağlı olarak, ilaç ve merhem kullanmanızı tavsiye edecektir.

Kafa Derisi Kabuklanması (Konak)

Bebeklerde sıkça görülen sorunlardan biri kafa derisi kabuklanmasıdır. Kuru beyaz ya da sarı pullar kafa derisi üzerinde bir kabuk oluşturur. Bu durma konak denir. Genellikle pH değeri ayarlı bebek şampuanları kullanmak konak oluşumunu azaltır. Bununla birlikte bebeği yıkamadan yarım saat önce, başını zeytinyağı ile ovarak pulların yumuşamasını sağlayabilirsiniz. Sonrasında, yumuşak kıllı fırçayla başını tarayarak konağın dökülmesine yardımcı olabilirsiniz.

Soğuk Algınlığı veya Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu

Bebeklerde özellikle altıncı aydan itibaren, üst solunum yolu hastalıklarına daha sık yakalanırlar. Genelde sanılanın tersine soğukta kalmak ya da üşütmekle olmaz. Boğaz ve burunda gelişen bir enfeksiyondur ve etkeni genelde virüsler olan bulaşıcı bir hastalıktır. Değişik mikroplar, virüsler ve bakteriler bu hastalıklara sebep olurlar. Bu hastalığın belirtileri akan bir burun, hapşırma, burun tıkanıklığı, ateş, halsizlik, iştah kaybı ve kuru bir öksürüktür.

Böbrek Sorunları

Günümüzde gebelik sırasında ultrasonografi yaygın olarak kullanıldığından, doğumsal genişlemelerin hemen hemen tamamı bebek doğmadan önce tanımlanabilmektedir. Erken dönemde tanı konmamış hidronefrozun en önemli bulgusu idrar yolu enfeksiyonudur. Bu nedenle, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları mutlaka olası bir hidronefroz açısından araştırılmalıdır.

Hidronefroz tanımı konulduktan sonra izlenebilecek yollar, tıbbi müdahale ve ya cerrahi tedavidir.Hastaya göre tedavinin süresi ve cerrahi tedavinin gerekli olup olmadığı da değişmektedir. Bu durum, hidronefrozun ciddiyeti, idrar yolu enfeksiyonu görülme sıklığı, yaş, hidronefroza yol açan neden ve böbrek işlevi gibi bir takım etkenlere bağlıdır.

Göbek Fıtığı

Bebeklerde göbek fıtığı bağırsağın, yağ tabakasının veya ödemin bebeğin kas dokusundaki zayıf bir noktadan fırlamasıyla oluşur. Bu kasıkta veya göbek deliğinin hemen altında bir şişlik oluşturabilir. Böyle bir durumda bebeğinizin sanki göbek deliği yokmuş gibi gözükebilir. Doğumdan sonra pek çok bebekte küçük fıtıklar gözükebilir. Fıtıkların boyutları değişkendir. Genelde bebeklerde oluşan göbek fıtıklarının çapı 2.5 cm’den küçüktür. Çoğu bebek fıtıktan dolayı bir acı hissetmez. Eğer çocuğunuzda kusma, karında şişkinlik ve acı varsa derhal en yakın sağlık kurumuna başvurun.

Göbek fıtıkları genelde çocuğunuz 1 yaşına gelmeden kendi kendine kapanır. Eğer çocuğunuz 3 yaşını geçmesine rağmen hala göbek fıtığı varsa, fıtık ameliyat gerektirecektir.

Pamukçuk

Bebeklerin ağzında beyaz bir tabaka oluşumu şeklinde kendini gösteren hastalığa pamukçuk denir. Pamukçuk genelde yeni doğan bebeklerde görülür, ancak bir yaşına kadar olan çocuklarda da sık karşılaşılan bir enfeksiyondur. Bu, genellikle erişkinlerde ağız florasında ve vajinal florada bulunan mantardır. Normal doğum sonrası, bu mantar, bebeğin solunum yollarına ve sindirim sistemine geçer. Bulgular ağız içinde, dilde, yanaklarda, yumuşak, sert damakta beyaz doku bozukluğu şeklindedir. Pamukçuktan şüpheleniliyorsa hemen bir doktora başvurulmalıdır. Bu enfeksiyonun etkisi tehlikeli değildir ancak ağrı oluşturur ve bebeğin beslenmesini aksatabilir.

Bebeklerde Sivilce Problemleri

Birçok anne baba yeni doğmuş bebeğinin yüzünde sivilceler görünce endişeye kapılır. Aslında bebeklerde sivilce çok da korkulacak bir durum değildir, her insanda olduğu gibi bebekte de sivilce çıkabilir.Bebeklerde sivilcenin neye sebep olduğunu uzmanlar tam olarak belirleyememiş olsalar da, hormonlarla bağlantılı olduğu bilinmektedir.

Hamileliğin son dönemlerinde anneden bebeğe geçen hormonlar nedeniyle, bebeğin yağ bezleri fazla aktif hale gelir ve gelişmekte olan gözeneklerin sıkışmasıyla sivilceye sebep olur.

Bebeğin kullandığı ilaçlar da sivilceye sebep olabilir. Hatta annenin kullandığı ilaçlar emzirme yoluyla bebekte sivilceye neden olabilir.

Hormonsal sebeplerin yanı sıra, bebeğin çamaşırlarını yıkadığınız deterjan, yemek yerken ağız çevresinde biriken yağ veya besinler, bebeğin kendi tükürüğünün yüzünün bir kısmında uzun süre kalarak mikroba sebep olması, bebeğin aşırı öpülmesi, bebek için tasarlanmış cilt bakım ürünleri gibi pek çok şey sivilceye sebep olabilir.

Eğer bebeğinizde sivilce varsa, genel olarak bir şey yapmanıza gerek yoktur. Kendi kendine, genelde 6 ay sonra geçer. Bazı kişiler anne sütünün sivilceye iyi geldiğini söyler. Ancak bebeğinizin yüzünü haftada birkaç kez cilde zarar vermeyen bir bebek sabunu ile nazikçe silmek size yardımcı olacaktır.

Bebeklerde Mide Reflüsü

Aynı zamanda ‘tükürme’, ‘kusma’, ya da ‘geri kaçış’ olarak da bilinen gastroözofageal reflü, mide içeriğinin yemek borusuna ya da ağza geri gelmesidir. Hızlı büyüme oranlarını desteklemek için büyük miktarlarda süt ve besin alan bebekler için, beslenme sırasında ve hemen sonrasında regürjitasyon (geri kaçış) görülmesi yaygındır. Bebeklerin bir çoğunda, gastroözofageal reflü yaklaşık 12 – 15 aylıkken ortadan kaybolur.

Beraberinde başka belirtiler yoksa özellikle de bebeğinizin gelişimi iyiyse ve mutlu bir bebekse besinlerin ağza gelmesi sizi endişelendirmesin. Ancak, gastroözofageal reflü 18 – 24 aydan sonra da devam ederse, Gastroözofageal reflü (mide reflüsü) hastalığına dönüşme riski vardır. Bu hastalık, yemek borusunun iç yüzeyini aşındırıp zarar verebileceğinden tedavi edilmesi gerekir. Bunun nedeni, mideden gelen besinlerin, yemek borusunun iç yüzeyine zarar verebilecek olan asidi içermesidir (bu asit midedeki gıdaları sindiren asittir). Mideden geri gelen besinler aynı zamanda akciğerlere de kaçıp göğüs enfeksiyonlarına neden olabilir.

Kolik Bebek

Bebekler ağladığında anne-babaların düşündüğü bir kaç olasılık vardır. ‘karnının aç olabileceği, altını kirletmiş olabileceği, gazının olduğu. Aslında panik, tüm bu ihtiyaçlar giderildiği halde bebek hala ağladığında başlar.

Bebeğinizi hastaneden ilk eve getirdiğinizde, çıkardığı her ses sizin için sorun olabilecek bir şey gibi görünür. Ağladığı zamanlar ise, eliniz ayağınıza karışabilir, nasıl davranacağınızı şaşırabilirsiniz. Bebeğinizi nasıl sakinleştireceğinizi bilmeyebilirsiniz. Tüm ihtiyaçlarını sizin karşılamanız gereken bir canlı karşınızda durmakta ve siz bazen tüm ihtiyaçlarını karşılamanıza rağmen onun çığlıklar attığını ve kendini sakinleştiremediğini görürsünüz. Bu durum kolik olarak adlandırılır.

Bir bebeğin katlanılması en zor çığlıkları bile, acıktığını, uykusunun geldiğini ya da altını ıslattığını gösterebilir. Bu ihtiyaçları karşılandığında ise, çoğunlukla bu ağlamalar son bulur. Fakat tüm bunlar denenmiş, sonuç hala çaresiz kaldığınız çığlıklarsa, bebeğinizin kolik olup olmadığından şüphelenebilirsiniz.

Kolikle Nasıl Baş Edilir?

  1. Bunun için şimdiye dek pek çok yol öne sürülse de, kolikle başa çıkmak için, eskiden kullanılan ”kundaklama” yöntemi şimdilerde önemli bir sakinleştirici olarak görülmektedir. Böylece kundaklanan bebek, kendini ana rahminde gibi hisseder. Sakin, güvenli ve koruyucu bir zarın içinde. Hızlı ve kontrolsüz hareketleri ve reflekslerini kontrol altında tutmasını sağlar.
  2. Emzirme, bebeğinizin sadece karnını doyurmakla kalmayacağı gibi onu rahat ve güvende hissetmesini sağlar. Bazı anneler, bebeklerini disipline etmek adına, emzirmeye uzun aralar verir, saatli bir beslenme programı hazırlarlar. Oysa ki bebeğin emzirilmekle aldığı tek şey besin değildir. Bu yüzden, anneler, ilk aylarda, özellikle bebekleri kolikse, bebeklerini sık aralıklarla beslemelidir.
  3. Anne-babaların, bebeklerini disipline etmek için seçtikleri bir diğer yol ise, ağlayan bebeklerini kucaklarına almamaktır. Böylece, kucaklama davranışını pekiştirmek istemezler. Fakat, emzirmekte olduğu gibi, ağlayan ve sakinleşmek isteyen bebeğinizi kucağınıza almak, ten tene bir temas, onun sakinleşmesini hızlandırabilir.
  4. Kolik bir bebeği sakinleştirmek oldukça zahmetli ve yorucu olabilir. Anne babalar bu süreçte zaman zaman tükenmiş hissederler. Bu yüzden, anne ve babanın birbiriyle paslaşarak bu görevi yerine getirmesi rahatlatıcı olacaktır. Anne yorulduğunda baba, baba yorulduğunda ise anne. Tüm bebekler için bu sistem ebeveynleri rahatlatacak fakat kolikli bebeklerin ebeveynlerinde daha fazla ihtiyaç duyulacaktır.

Bebek sahibi olmak, sizi çok mutlu edecek, hem şaşkına çevirecek, bazen kaygılandıracak bir deneyimdir. Yeni bir ebeveyn olarak, üzerinde düşünmeniz gereken şey, bebeğinizin en temel ihtiyacının önce sevilmek olduğunu hatırlamalısınız. Sonraki ihtiyaçları beslenmek, yıkanmak ve uyumak gibi, yine sizinle doğrudan bağlantılı ihtiyaçlardır.

Sağlıkla kalın.

Hemen Paylaş
Bunlarda ilginizi çekebilir:

Yorum Yap